Dijital Çağın Öğretmeni Nasıl Olmalıdır?

Ana Sayfa » YAZILARIM » Dijital Çağın Öğretmeni Nasıl Olmalıdır?

Mevcut ve gelecek nesillerin nitelikleri dikkate alındığında dijital çağın öğretmenlerinde aşağıda belirtilen şu özelliklerin olması beklenmektedir:

Kendini geliştirmek ve güncelleyebilmek: Teknolojinin baş döndürücü bir hızla değiştiği ve dünyayı değiştirdiği bir çağda öğretmenin eğitim anlayışı ve materyal kullanımı noktasında yerinde sayması elbette düşünülemez. Yaklaşık bir nesil önceki eğitim teknolojisinin neredeyse eskiyerek kullanılmadığı bir zaman diliminde, öğretmenin de hem öğretim yöntem ve materyalleri hem de entellektüel yönüyle kendini geliştirerek güncelleyebilen bir anlayışa sahip olmalıdır.

Sağlam bir teknik bilgiye ve donanıma sahip olmak: Eğitim ve ilahiyat fakültelerinden mezun olan dijital çağın öğretmenleri, hem fakültelerdeki eğitimleri boyunca hem de öğretmen olarak mesleğe başladıktan sonra sağlam bir teknolojik donanıma sahip olmalıdırlar. Görev yaptıkları kurumların dijital, teknik ve fiziki donanımlarını öğrencinin lehine kullanabilmeli, varsa bu alanlardaki sorunları giderebilecek çözümler için gayret sarf etmelidirler.

Öğrenci için öğrenmeyi bireyselleştirmek: Öğretmen öğrencilerinin bireysel özelliklerini ve ihtiyaçlarını iyi analiz etmelidir. Bireysel olarak her bir öğrenciye ulaşmaya çalışmayı hedef edinerek onları öğrenemeye teşvik edici tutumlar sergilemelidir. Ayrıca her birinin öğrenmeye aktif olarak katılmasını sağlayacak yöntem ve teknikler konusunda yeterli bilgi ve beceriye sahip olması ve gerektiğinde bunları işe koşması öğretmenin öğretmeye dair önemli sorumlulukları arasındadır.

Hayat boyu öğrenme modelini esas almak: Dijital çağ öğretmenleri öğrencileri, potansiyellerini daha ileri bir düzeye çıkarmak için yaşam boyu öğrenci olmaları gerektiği konusunda onları yönlendirir. Yaşam boyu öğrenme gayretini artırmak ve öğrencileri tamamen öğrenme sürecine dâhil etmek için dijital araçlardan yararlanmalıdırlar.[1] Öğrencilerin kendi potansiyellerini görmelerini ve bu potansiyeli geliştirmelerini sağlayacak beceri destekli bir anlayış geliştirmelidirler. Onların öğrenmeye hayatları boyunca her zaman ihtiyaçları olduğu/olacağı hatırlatılmalıdır.

Proje tabanlı öğrenmeyi kullanmak ve teşvik etmek: Öğretmen, öğrencilerin kendilerine özgü bir biçimde çalışmalarına, problem çözmelerine, düşünmelerine, sorgulamalarına, bilgiye erişmelerine, işlemelerine ve  harmanlamalarına olanak sağlayan proje tabanlı öğrenme faaliyetlerine daha fazla imkân ve fırsat oluşturur. Hem bireysel hem de ekip olarak gerçekleştirilebilen projeler sayesinde öğrenciler, sınıf arkadaşlarıyla işbirliği içinde çalışma imkânı bulurlar. Proje tabanlı öğrenme yaklaşımında temel amaç, öğrencilerin bilgiye ulaşma becerilerini kazandırmaktır. Bu yaklaşımda çeşitli bilgiler arasındaki ilişkileri görebilen, bilgiyi örgütleyip yeni bilgiler üretebilen ve ürettiği bilgiyi başkalarının hizmetine sunabilen bireyler yetiştirilmesi amaçlanmaktadır.[2] Proje tabanlı öğretim modeliyle öğretmen, öğrenmeyi sınıf ortamının dışına taşıyarak öğrencilerin dijital veya diğer türde kaynakları kullanmalarını sağlayarak, onların kendi öğrenme hızlarında kendi öğrenme durumlarını kontrol etmelerini de sağlayabilecektir.

Dijital Öğrenme Araçları Konusunda Kendini Geliştirmek: Dijital öğretim materyalleri dışında, yüzlerce çeşit öğretim materyalinin varlığından bahsetmek mümkündür.[3] Sınıf ortamında bu materyal türlerini kullanmak bir ihtiyaçtır. Ancak geleceğin öğretmeninin yeni ihtiyaçları arasında dijital materyaller de yer almaktadır. Öğretmen gerek yazılı gerekse dijital teknolojiye dayalı materyal üretme konusunda öncelikle kendi yeterliliklerini geliştirmelidir. Materyal temini konusunda öğretmen, öğrencilerinin öğrenme yapılarına uygun bir şekilde temel dijital materyalleri kendi üretebiliyor olmalıdır. Ürettiği bu materyallerle öğrencilerin araştırma, anlama, uygulama, değerlendirme gibi yeterlilikleri hususunda bir rehberlik yapması yanında, onların kendi öğrenme ihtiyaçlarını hangi araçlarla nasıl karşılayabilecekleri konusunda da bir liderlik yapabilecektir. Öğretmen, özellikle alfa neslinin daha fazla kullanacak olduğu videolar, infografik sunumlar, mikrobloglar ve dijital modelleme araçlarının kullanımı konusunda kendini gelişme gayreti içerisinde olur.

Dijital Sınıf Kuralları Belirlemek: Öğrenciler teknoloji kullanımı söz konusu olduğunda sınırları aşabilirler. Bazı yasaklı materyallere erişebilir, dikkatlerini kaybedebilir ve önemli sınıf etkinlikleri yerine dijital cihazlarda boşa zaman harcayabilirler. Bu noktada öğretmenin sınıfta yapılmaması gerekenler üzerine kurallar koyması gerekebilir. Ayrıca, öğretmen okulun sistem yöneticileriyle görüşerek, erişimin zararlı olduğunu düşündüğü sitelerin sınırlandırılmasını istemelidir.[4]

Öğrenciyi Yazılım ve Kodlamaya Yönlendirmek: Öğrencilerinin gelecekte ihtiyaç duyacakları bir takım dijital araç ve gereçlerin üretilmesi ve bu araçların sağlıklı bir şekilde kullanımı için en azından temel düzeyde kodlama/yazılım bilgi ve becerisi gereklidir. Elbette kodlama öğrenmek ve bunu kullanmak kolay bir şey değildir. Ancak daha bugünden gelecek nesillerin önemli eğitim ihtiyaçlarından biri olacak kodlama konusunda öğretmen, pozitif tutumlara sahip olmalı ve öğrencileri ihtiyaçları açısından bu konulara ilgi duymalıdır. Bu yolla öğrencilerde bu gibi konulara dikkat ve merak uyandırılabilir. Belki de bu teşvik öğrenciler arasında geleceğin yazılım ve kodlama konusunda yetenekli ve becerikli bir takım tasarımcıların yetişmesine vesile olabilecektir.

Uluslararası/enternasyonel bakış açısına sahip olmak: Dijital çağın öğretmeni bulunduğu ortamdan ayrılmadan sınırlar ötesindeki meslektaşlarıyla sanal ortam aracılığıyla bilgi ve tecrübelerini paylaşabiliyor olmalıdır. Bunun en güzel örneği Milli Eğitim Bakanlığı tarafından da uygulanan e-twinning modelidir. e-Twining iletişim kurmak, işbirliği yapmak, projeler geliştirmek, paylaşmak; kısacası Avrupa’daki en heyecan verici öğrenme topluluğunu hissetmek ve bu topluluğun bir parçası olmak için, Avrupa ülkelerindeki katılımcı okullardan birinde çalışan personele (öğretmenler, müdürler, kütüphaneciler vb.) yönelik bir platform sunmaktadır. e-Twinning, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı vasıtasıyla gerekli destek, araçlar ve hizmetleri sağlayarak okulların herhangi bir konuda kısa ve uzun vadeli ortaklıklar kurmasını kolaylaştırarak Avrupa’da okul işbirliğini teşvik etmektedir. e-Twinning Portalı (www.etwinning.net) ana toplanma noktası ve çalışma alanıdır. Yirmi sekiz dilde mevcut olan e-twinning portalının bugün yaklaşık olarak 573.000’den fazla öğretmen üyesi bulunmaktadır. Portal, öğretmenlerin proje oluşturma, fikirlerini paylaşması, en iyi uygulama alışverişinde bulunması ve e-twinning platformunda bulunan çeşitli özelleştirilmiş araçları kullanarak birlikte çalışmaya başlaması için çevrimiçi araçlar sağlamaktadır.[5]

Çevrimiçi/Çevrimdışı Öğrenme Modelleri ve Uzaktan Eğitim Konusunda Kendisini Geliştirmek: Eğitim teknolojilerinin formal eğitim alanları dışında informal alanlarda da yaygın olarak kullanıldığını görmekteyiz. Özellikle olağanüstü durumlarda (örneğin pandemik virüs tehditi vb.), formal eğitim mekanlarının işlevselliğini geçici süreyle kaybetmesi, çevrimiçi öğrenme yöntemlerinin önem kazanmasına neden olmuştur. Dolayısıyla geleceğin dijital öğretmenleri gerek internet ortamında ve gerekse internet ortamının olmadığı ancak dijital araçların yaygın olarak kullanıldığı durumlarda eğitim-öğretim faaliyetlerini aksamadan yürütülebilmesine olanak sağlayan “Çevrimiçi Sınıflar”, “Dijital Sınıflar”, “Tersyüz Edilmiş Sınıflar” gibi yeni modeller üzerine çalışmalar yapmalıdır.

2019 yılı sonunda ortaya çıkan ve büyük bir hızla tüm dünya sathına yayılan Koronavirüs (COVID-19) salgınıyla birlikte tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de eğitim sisteminde ani bir dönüşüm gerçekleşerek örgün eğitimin yerini uzaktan eğitim almıştır. Ancak maalesef birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de “netmeeting” olarak bilinen uzaktan eğitim faaliyetlerine hem sistem olarak hem öğretmen yeterliliği olarak tam hazırlıklı bir şekilde entegre olmak mümkün olmamış, yetersizliklerden dolayı uzaktan eğitim yavaş bir ilerleme göstermiştir. Benzeri yaşanmamış bu tecrübe ortaya koymuştur ki bundan sonraki süreçte uzaktan eğitim böylesi durumlarda örgün eğitimin yerini alacaktır. Bundan dolayı gerek kurumsal altyapının gerekse bu konuda öğretmen yeterliliklerinin geliştirilmesi oldukça önem arz etmektedir. Burada öğretmene düşen görev ise, derslerini daha nitelikli bir şekilde gerçekleştirebilmek için, uzaktan eğitim konusunda kurumsal adımları beklemeden kendi yeterliliklerini, teknik bilgi ve donanımını çevrimiçi imkanları/eğitim videolarını kullanarak daha üst seviyelere yükseltmektir.

[1] Nurhan Demirel, “Dijital Çağın Öğretmenleri Nasıl Olmalı?” (2019).

[2] MEB, “eTwinning” (2018).

[3] Adem Güneş, Din Öğretimi Materyalleri (İstanbul: Dem Yayınları, 2015).

[4] Demirel, “Dijital Çağın Öğretmenleri Nasıl Olmalı?” (2019).

[5] MEB, “eTwinning” (2018).

 

Mehmet Fatih BÜTÜN
Dijital E-İçerik Geliştiricisi / Öğretmen

%d blogcu bunu beğendi: